Neyi arıyoruz?
Kaderi mi ?
Mutluluğu mu?
Hayallerimizin mi peşinde koşuyoruz?
Yaşıyorsak ne için?
Aşk için mi?
Sevgi yada sevda için mi?
Daha bir çok delice soru sorabiliriz. Sorduğumuz tüm soruların çeşitli yanıtları ve ortak bir noktası vardır . O da hep aradığımız, bulmaya çalıştığımız, bulduğumuz anda da ayaklarımızın yerden kesildiği şey.. MUTLULUK...
Mutluluğa ulaşmak için bir çok yoldan gideriz. Bazen de ne yaptığımızı bilmeden teslim olur, sonuca razı oluruz.Buna da kader deriz.
Kaderini arayan, yaşamını kadere bağlamış olanlara, başına gelenleri kadere
bağlayanlara M.A.Ersoy şöyle diyor;
"Kadermiş" Öyle mi? Haşa, belanı istedin, Allah da verdi...Doğrusu Bu.
Yani kaderiniz aklınızla ellerinizdedir, kendi yaptıklarınıza bağlıdır. Akıl yolundan gidip yaptığımız şeylerdir kader. Yani gelecek boş boş oturup başımıza gelenleri kabullenmek insanın aklına ve doğasına aykırıdır. İnsan kadere teslim olursa kaybetmeyi kabul etmiş demektir. Oturup kaybetmeyi beklemek, insana yakışmaz. Gereğinde sonuna kadar mücadele etmek, inadına ayakta durmaktır aslolan.
Yani başladığımız bir işi yarım bırakmadan sonuçlandırmaktır. " Eğer yenilmek istemiyorsanız sandalyeye iki elinizi koyup üstüne oturun".
Oynamazsanız satrançta yenilmezsiniz.
Bir müzik parçası dinliyorsunuz kendinizi vererek,hissederek,bedeninizi,ruhunuzu, tüm benliginizi vererek dinleyin.. Her nota,her sözcük, her tını içinize işlesin. İşlesin ki, mutlu olasınız bir aşık gibi.. Yaşama bağlanasınız sevgiyle. Bir çocuk sesi yada ağaçların alt dallarında uçuşan serçelerin cik cikleri, birisinin günaydını,merhabası yaşam heybenizi doldurmalı.
Ya satranç oynamak; satrancı ister bir turnuvada, ister dostluk maçı olsun ne için oynuyorsanız; keyif almıyorsanız oynamayın. Zorlayarak yapılan her işin mutlaka bir zararı dokunur. En azından psikolojinizi olumsuz etkiler.
Keyif almak, aslında yaşayarak öğrenilir. Nelerden keyif aldığımızı biliriz, nelere karşı durduğumuzu da.
Bazan sevmediğimiz şeyleri de yapmak zorunda kalırız. Olsun, bunları fazla kafaya takmamak lazım.
Ruhumuzu asıl besleyen şeyse sağlıktır. Sağlıklı olduğumuz zaman sanırız ki her şey dört dörtlük ve yaşam yolunda gidiyor. Bu tür durumlarda sağlık aklımıza gelmez.
Sağlıklı olmanın en önemli faktörü ise sağlıklı beslenmektir. Tıp bilimi insanların günümüzde yaşadığı hastalıkların yüzde 70'inin sağlıksız gıdalarla beslenmekten kaynaklandığını söylemektedir.
Prof.Dr. Osman Erk diyor ki" İnsan vücudu,bedeni tamir ve tedavi etme yeteneğine sahiptir. Yeter ki ona zaman ve gerekli besinler verilsin. Her insan kendi şifacısını içinde taşır. Yeterli onun ortaya çıkabileceği koşullar oluşsun. Ne yersek odur. Belirleyicisi olan budur."
Kısaca ruhumuz,ister müzikten, ister satrançtan , ister aşk, sevgi” yaşama sevinci olsun neyle beslenirse beslensin” Eğer, sağlıklı beslenemiyorsak, vücut kendini yenileyip tamir edemiyorsa mutluluğumuz eksik kalmaya mahkumdur.
Menderes Çoban'dan alıntıdır.