Bir spor federasyonunun çok iyi düzenlenmiş bir arşive sahip olması övünülecek bir şey değildir. Ancak bir arşive sahip olmaması dün ve bugün o federasyonda görev alan herkes için büyük bir utanç vesilesidir ve ülkeye karşı yapılmış en büyük saygısızlıktır.
Ülke çapındaki her şampiyonanın kayıtları olması dışında milli takımın katıldığı her turnuvanın oynanmış olan her eli o ülkenin briç spor tarihinin bir parçasıdır.
Bu arşivden faydalanırsın, ülken adına oynanmış elleri analiz edersin, kendine dersler çıkartırsın, başarılı oyunlara alkış tutarsın, kötü sonuçlara üzülürsün; temel prensiplere aykırı, ciddiyetten uzak oyunları da şiddetle yerersin. Bu ahlak sahibi, ülkesine saygılı, onurlu her vatandaşın olağan tutumu olarak kabul görür ve aksi düşünülemez.
O halde Türk Briç Tarihi'nin tüm belgelerinin nasıl yok edildiğini birlikte izleyelim. 1995 yılında Yeni Yüzyıl Gazetesi'ndeki briç köşemde bu hususta yazdıklarımı size nakletmek istiyorum. Zamanı gelince olanları daha detaylı olarak öğreneceksiniz.
TÜRKİYE BRİÇ FEDERASYONU NEREYE KOŞUYOR
Yeni Yüzyıl Gazetesi, 20 Eylül 1995
1964 Yılında bir dernek olarak kurulan TBF, bugün kendine ve milletine saygısı olan hiçbir insanın kabul edemiyeceği bir konuma gelmiş; daha doğrusu getirilmiştir. Herşeyden önce bir vatandaş olarak, bu durumu bilgilerinize sunmak istiyorum:
* Bir bakkal dükkanının bile arşivi vardır değil mi? İnanılması güç olmasına rağmen; TBF, dünyanın arşivi olmayan yegane federasyonu olarak, kendisini oluşturan topluma karşı saygısızlık kelimesi ile geçiştirilemiyecek, tarifi imkansız bir davranışın sembolü olmuştur.
60'lı yılların başında, federasyonun kurulmasından sonraki gelişmeleri birlikte izleyelim isterseniz:
Şlem Briç Kulübü'nü merkez olarak benimseyen TBF, 1982 yılına kadar faaliyetini, bu kulübün sırasıyla Maçka, Harbiye ve Valikonağı'na taşınan lokalinde sürdürmüştür. O yıllarda, her türlü modern araç ve gereçten yoksun olmasına rağmen, uzun yıllar bünyesinde çalışan görevlisi Suha Eratak, Türkiye'de yapılan yarışmaları; 1969 Yılından beri katıldığımız uluslararası turnuvalara ait bilgileri ve oyunları, Şlem Briç Kulübü'nün kendisine ayırdığı bir dolapta muhafaza etmiştir.
Şimdi, bu TBF arşivinin, önce Dr Atilla Oymak'ın başkanlığı, 1986 Yılı'nda da Ata Aydın'ın sekreter olarak göreve gelmesiyle; Fransız Hastanesi Depoları'ndan ve Şişli'de kiralanan daireden geçerek, İstanbul Briç Merkezi'nin Suadiye'deki lokaline doğru yaptığı seyahate bir göz atalım.
Suha Eratak'ın bir metal dolap içinde gözü gibi baktığı arşiv, Şişli'de belgelerin yerlerde süründüğü, üzerlerinde farelerin cirit attığı, gelenlerin bira içip, sözüm ona sohbet ettiği ve sızdığı ortamda mahvolmuş; İstanbul Briç Merkezi'ne doğru giderken, elde kalan birkaç parça dışında, kimseye taşıma sıkıntısı vermemiştir. Briçseverlerin cebinden çıkan kira parası arşivin imhası için ödenen bir diyet olmuş ve elde kalan son parçaların, taşındığı benzeri bir ortamda heba olması yanında; 1986 yılı sonrası da utanç verici şekilde imha edilince geriye bir şey kalmamıştır.
* TBF, asıl görevlerinden birisi olduğunu hatırlıyıp, çeşitli zamanlarda master point listesi tutmaya karar vermiş; bunu en başarılı şekilde gerçekleştiren Suha Eratak'ın kartoteks usulü ile yaptığı listelerin ne şekilde yok edildiğini açıklamamasına rağmen, 1986 yılından itibaren, toplantılar tertipleyip, çeşitli turnuvalar öncesindeki söylevler ile herkese duyurmuştur. Ancak, her yıl oyunculardan özel olarak para toplamasına rağmen; yıllardır genel master point listesi çıkartamadığı gibi, 1991 ve 1992 listelerini de kaybetmiştir. Son iki yıldır işbaşında olan ve arşiv tutmak veya master point listesi yayınlamak gibi bir girişimde bulunmayan federasyon, görevinin sona ermek üzere olduğu şu günlerde bir master point listesi hazırlamak çabasındadır! Ancak, bu girişim ile kendisini kurtaramaz. Master point listeleri, arşiv ile ispat edilmelidir ve üye kulüplerin turnuva listelerini istememiş olan federasyonun, son iki yılın dörtlü takım maçlarına ait line-up'lar (maçta yer alan oyuncu listeleri) dahi tamamiyle toplamamış olduğu bilinmektedir.
1968 Yıl'ında İstanbul ve Şlem Briç Kulüpleri'nde turnuva oynayanlar bilirler. Federasyon bir önceki turnuvada derece alanların master pointlerini şahsa mahsus formu ile sahiplerine gönderir; bilgisayar dahi olmamasına rağmen, oyuncuların listesini pik, kör, karo, trefl düzeniyle yayınlar ve kulüplerin duvarlarına astırırdı.
Peki, bu iş için para toplayan federasyonların durumuna ne demeli?
* Türk Milli Takımı, 1992 Olimpiyatlarında mükemmel bir derece yapmış; bunun karşılığı olarak "The Official Encyclopedia of Bridge" oyuncularımızı da listesine almıştır. Ancak, şu anda elimde olan sonuncu 1994 Yılı baskısından anlaşılıyor ki; bizim için gönderilen bilgiler, istenildiği gibi düzenlenmiş olup, sahte ve haketmiyenlere fırsat veren görünümdedir.
* Federasyon ödenek toplar, master point için para alır, turnuva ve çeşitli organizasyonlardan gelir elde eder; fakat milli takımına yol parası vermez!
Federasyonun bir gelir, gider defteri var. O halde, çeşitli şekillerde para yatıran herkese gelir ve giderler hakkında bilgi verilmeli. Bu defterler, herhangi bir turnuvada apel komitesine yatırılan 100.000 TL harcı dahi en net şekliyle göstermeli değil mi? Ben, apel komitesine başvurup, kaybetmiş olan herkes adına, gelir gider listelerinde bu bilgilerin var olduğunu ve paranın kasaya girdiğini görmek istiyorum. Bu defterin incelenmesine olanak vermek her dürüst yöneticinin şeffaflık prensibini yansıtan bir göreve olmalıdır; varsa, geçmiş yıllarınki dahil ortaya konulsun lütfen.
* Bildiğiniz gibi, final öncesi eşleşmelerde, takımlar kuvvetlerine göre gruplandırılır, fikstür hazırlanır ve herkesin gözü önünde, çeşitli kademelerden birer takım kura ile tesbit edilerek, gruplar belirlenir.
Bu, adil bir seçimin herkese gösterilmesidir. Bizim federasyonumuzun, daha doğrusu olayı istediği gibi organize eden teknik sorumlu veya sorumluların, kapalı kapılar ardında grupları organize etmesinin sebebi ne olabilir?
Özellikle Türkiye Dörtlü Şampiyonası'nda, önceden tesbit edilen grupları beğenmiyen bölgelerin "çekiliriz" tehditi altında yapılan değişiklikleri de unutmamak gerekir.
* Federasyonun eğitim için parmak oynatmamış olması; milli takım, apel komitesi seçimi ve turnuva organizasyonları üzerinde birşeyler yazmaya kalkmıyacağım. Çünkü, bunları anlatmak için satırlar ve sayfalar yeterli olmaz.
* Bütün bunlar olup biterken TBF Disiplin Kurulu nasıl çalışıyor diye merak ediyorsanız işte size iki örnek:
Geçmiş dönemlerde TBF genel sekreteri, şimdi ikinci başkan olan Ata Aydın, takımında oynama sözü vermesine rağmen daha sonra vazgeçen ve başka takıma giden Tunga Oğuş'u 1993 sezonunda disiplin kuruluna sevkediyor. Disiplin kurulu da kendisiyle görüştükten sonra, kısa süreli uzaklaştırma cezası veriyor.
1989 Seçmelerinde yapılan haksız fiil ve ellerin usülsüz olarak düzenlenmesi ile ilgili, zamanın organizasyon komitesinde görev alan bir kişinin itirafına dayanarak, takım halinde yaptığımız şikayet, TBF Disiplin Kurulu tarafından, ihtiyaç olmadığı varsayımı ile, bizlerle hiçbir görüşme yapılmadan, hatta organizasyon komitesi başkanının ifadesi dahi alınmadan, karara bağlanıyor!
Siz, 1986 Yılı'ndan beri federasyonun teknik yönetimini elinde bulunduran Ata Aydın, zaman zaman bu görevi üstlenen Nafiz Zorlu ve Sevda Zorlu, bütün bu gelişmeleri veya aksini; elinizde olanı masaya koyarak açıklayabilecekseniz, millet cevabınızı bekliyor. Buyurun...
Siz, yönetim kurulunda yer alan saygıdeğer işadamları, işyerinize ait bir dosyanın kaybedilmesi sözkonusu olamaz; hatta, sekreterinizin bir telefon numarasını kaybetmesini dahi kabul edemezsiniz değil mi? O halde, gönüllü olarak üstlendiğiniz bu görevde, millete ait bilgilerin heder olmasına karşı tutumunuzu hep birlikte göreceğiz...